14 Ocak 2010 Perşembe

Abe ne güzel günlerdi beh!

Şu günlerce evde boş boş oturduğumu, boş oturdukça da "boş durmayayım bari bi çıkıp dolaşalım" deyip de parayı çatır çatır tükettiğimi ve daha da beteri kendimi had safhada yorduğumu fark ettim. Böyle miydi bundan üç ay kadar önce? Değildi! Peki n'oldu bana? Sizin de işiniz gücünüz yok ya, benim de neler olduğunu anlatasım geldi gece gece...

Takvimler 2009 senesinin Haziran ayını göstermekte, o dönemin finallerinin de bitmiş olmasının verdiği sevinçle daha önce hiç girişmediğim bir eyleme girişesim gelmişti; staj başvurusunda bulunmak. Onun da bir hikâyesi vardı tabii. Son bir kaç yılımda yanımda olabilen ve görüşmek imkânına sahip olduğum insanlar biliyor ki; uzaydan gönderilen Pardus adlı bir Linux dağıtımı kullanmaktayım ben. Hatta kullanmayı da geçtim, gönüllülerin de içeriğine içerik kattığı Özgürlükİçin.com adlı bir internet sayfasında forum yöneticisi olmakla beraber ben de içeriğine bir iki tuğla atmaktaydım. 2008 senesinde, 7 - 12 Ekim tarihleri arasında düzenlenen CeBIT fuarında da gönüllü olarak Pardus'u tanıtanlardan biriydim. O tarihler arasında bir gün, yorgun argın evlerimize dönerken, kendisine abi olarak da hitap ettiğim Ali Işıngör "staj yapmayı düşünürsen kapımızı çalmayı da ihmal etme, kapımız sana her zaman açıktır" dediydi. İşte bu vesileyle kapısını çalmıştım. Ne mutluyum ki ben bu ofise davet edildim, ne mutlu ki ben de bu kapıyı çalmışım, ne mutlu ki de bu insanlarla tanımışım ve birlikte çalışabilmişim diyorum şu an.

Staja başladığım artistanbulpr, belki adından da anlaşılabileceği gibi bir halkla ilişkiler - medya danışmanlığı ajansı olmasının yanı sıra (hani orada "pr" yazıyor ondan böyle dedim) aynı zamanda da Özgür Yazılım ve Linux gibi kimilerimizin aşina olduğu, kimilerimizin de "nee diyo la bu?" gibi düşüncelere gark eden kavramlarla yüz göz olmuş, o tarihlerde de Özgürlükİçin.com sitesinin idaresini yürüten, oldukça sıcak bir ofis. Evet, UFO'ları yaktığımızda gözümdeki lensin anında kurumasına sebebiyet verecek kadar sıcak olabildiği bir gerçek, ama sözünü ettiğim sıcaklık aslında bu ofiste çalışan insanların dostluğu olarak da ifade edilebilir. İşte bu güzel ofiste çok güzel insanlarla tanıştım, kendimi geliştirebilmem adına iyi fırsatlar yakaladım ve staj sonunda kısa bir süreliğine burada çalışabilme imkâna da sahip oldum. Hatta öyle ki, bazen k*çım tutuşsa da bir E-Dergi hazırlamanın, bir şeyler tasarlamanın (veya çaylaklığın verdiği heyecanla tasarlayabildiğimi sandığımın) mutluluğunu yaşıyordum. Bir süre sonra -açıklamamın pek de mümkün olmadığını düşündüğüm (ama benden kaynaklanmayan) bir takım sebeplerden ötürü- bir ara verildi. E haliyle pek de hoş olmadı bu, çünkü işimi oldukça seviyordum.

Şimdiyse bir takım güzel haberler duyar gibi oluyorm. Her ne kadar şimdilik sadece ihtimal olsalar da; bir zamanlar belki de "pembe rüya" olarak tasfir ediken o güzel günlere biraz daha yaklaşılmış olacak. Galiba o eski ortam yeniden oluşacak, kapı gıcırtısına bile (!) oturulan sandalyeden kalkıp oynanacak; ritim tutulacak ve tüm bu cümbüşün arasında biraz da iş yapılacak, özgür yazılıma dair bir şeyler yazılıp çizilecektir elbette!

artistanbulpr'da beraber çalıştığım herkese bir kez daha teşekkür ediyorum; sizinle tanışabildiğim için çok mutluyum. Bunu da içimden geldiği gibi yazıp çizdiğim bir yerde de yazmaktan hiç çekinmiyorum. Bu arada, imkân buldukça oturup iki yudum bi'şeyler içmeyi ihmal etmeyelim.

Okuyucuya not: Bu yazıyı sonuna kadar okuduysan, sabrından dolayı seni tebrik ederim. Yazının başlığına bir anlam verememen oldukça doğal, onu anlayacak kişi sayısı zaten üj - bej kişi kadar :)

31 Aralık 2009 Perşembe

Biri yeni yıl mı dedi?

Uzun süre blog'a yazı yazmayanların çoğunda görülen bir davranış biçimidir "... uzun bir zamandır blog'uma bir şeyler yazamadım, zaman ayıramıyordum ama artık daha çok önem vereceğim ..." şeklindeki giriş cümleleri. Sözde onlara gönderme yapmaya çalışırken, bir yandan da benim de böyle demiş olduğum da aslında bir gerçek. Ama sonuçta ben de haftanın belirli günleri yazı yazmak zorunda olan bir köşe yazarı değilim ki? Ne zaman içimden iki satır bir şeyler yazmak gelir, yazarım.

Geçtiğimiz hafta finaller de bitmişti. Derin bir nefes aldık, "çok şükür" dedik. Sınavların zorluğundan değil, hocaların zorluğundan. 2009 senesi zaten dersler açısından pek de parlak geçmedi diyebilirim. Şu yazdıklarımı onların da biraz zorlarlarsa kolaylıkla bulup okuyabileceklerini biliyorum ama gene de düşündüklerimi buraya yazıyorum; dersler zor değil ama hocaları zor. Bir öğrencinin eleştirisi eğer mantıklı konuşursa kabul edilebilir. Mesela ikinci sınıfta "Bilgisayar Destekli Grafiğe Giriş" gibi bir adı olan derste geometrik şekiller çizmeyi anlarım, ama bunu derste kullandığımız Mac'lerde vektörel çizim yapabileceğim uygulamalar varken (misal en bilindik örnek isim olarak Illustrator kullanılabilir veya bireysel olarak Inkscape de güzel bir alternatiftir) neden Microsoft's Office for Mac'in eski bir sürümüne ait Word uygulamasında yapıyoruz ki? Yahu Word bir kelime işlemci uygulamasıdır, metin yazılır! Orada ne diye çizim yaparsın ki? Gel de bunu anlatıver! Neyse, öyle veya böyle bu dönem de bitiverdi. Arkada bırakacağımız bir ders olmaz umarım, yoksa onun için de geri dönmek can sıkıcı olacak!

Neyse, efendime söyleyeyim. Yeni yıl geliyor. Hoş gelsin. Yeni yıla girmeden önce hazır finallerim de bitmişken gezip tozmak, bir şeyler almak gibi planlarım vardı ki, maddi sıkıntıdan ötürü bu eylemlerin hiç birinde bulunamıyorum! Tamam, yıl başını evimde geçirecem, öyle benim için çok da büyük bir anlamı yok, ama insanın kendisine ve sevdiklerine hediye alması için iyi bir bahane olabiliyordu :)

Öte yandan herkes bir telaşe içerisinde sanki "Yeni yılda ne yapacağız?" dercesine. Kendi adıma konuşayım, yeni yılımı evimde geçireceğim. Geçen sene Kadıköy'de Liman Bar'da sabahladık. Valla ne yalan söyleyeyim; bu sene yeni yıla girme heyecanına kapılıp da bünyemi yormayacağım, aksine belki de daha evvel çoğu kez yaptığım gibi evimde müziğimi dinleyerek, sıcacık kahvemi (belki de boza) yudumlayarak yeni yıla girmek istiyorum. Hatta oturup bir iki de film izleyeyim diyorum. Keyif yapayım yahu! Yorulmuşum ben öyle sabahlara kadar içmekten, sabahlamaktan. Geçmiş benden bunlar. Dur ulan! Yaşlanıyor muyum ulan ben yoksa? Alkol almak yormaya başladı beni resmen.

Yazıyı sonlandırırken de şimdiye kadar benden güvenini, sevgisini ve dostluklarını esirgemeyen ailemin (Annem, ağabeyim, anneannem, babaannemin, babam, amcam), kuzenlerimin (Arzu, Esra ve Alp), sevdiceğimin (Gökçe'm) ve onun da ailesinin ve dostlarının, kardeşlerimin (Doruk, Erdem ve Mehmet), kankalarımın (Alican, Buğra, Emre, Mustafa, Sarp, Selis ve Tolga), artistanbulpr'dan tanıdığım şahane iş arkadaşlarımın (Gizem, Gözde, Seda, Pınar, kaymaklarım Ahmet Aygün, Ahmet Hiçyılmaz Akın, Eren, Gökhan, Gökmen, Uğur ve de "benim sevgili hıyar çalışma arkadaşlarım" şeklinde bayram mesajına giriş yapmışlığı olan patronum Ali abi), okul arkadaşlarımın (Ali, Asya, Bahar, Berk, Can, Ece, Füsun, Ezgi, Hazal, Murat ve Ufuk), atölyeden tanıdığım güzel insanların (Arif, Mehmetcan ve Tanju hocam), ilerleyen satlerde cep telefonuma kısa mesaj atıp da yanıt yazamayacaklarım, "acaba bir daha buradan geçer mi?" diye gece gece beni derin düşüncelere gark eden bozacının, daha isimlerini buraya yazamadığım ama bugüne kadar yanımda olup beni yalnız bırakmamış ve arkadaşlıklarını, dostluklarını esirgememiş herkesin bugüne kadar olabildiğinden daha sağlıklı olmalarını, huzurla yaşamalarını ve başarılı olmalarını diliyorum.

Yeni yılınız kutlu olsun, sizlere gerçekten bir getirisi olması dileğiyle...

21 Aralık 2009 Pazartesi

Yanıtlanması gereken sorularım var...

Merak ediyorum, çevremde kaç kişinin apartman bahçesinde gömülü bir motor var? Ya da iki oda arasındaki duvarı balyozla indirmeyi kendisine bir görev bilmiş ayyaş bir komşusu? Ya da köpeğini itinayla paspaslara işettiren bir komşusu? Sizce ben normal bir muhitte mi oturmaktayım?

Gece gece uyutmadı bu komşular beni. Bazen kendime de sormadan edemiyorum, bu apartmanda geçen hikâyelerle iyi bir karikatür dizisi ortaya atılabilir mi, diye. Sanırım bu mümkün!

Fotoğraf makinem ne yazık ki arızalı olduğundan şu saatte bir fotoğrafı paylaşamıyorum ama, yarın mümkünse bu fotoğrafı çekeceğim :)