Uzun süre blog'a yazı yazmayanların çoğunda görülen bir davranış biçimidir "... uzun bir zamandır blog'uma bir şeyler yazamadım, zaman ayıramıyordum ama artık daha çok önem vereceğim ..." şeklindeki giriş cümleleri. Sözde onlara gönderme yapmaya çalışırken, bir yandan da benim de böyle demiş olduğum da aslında bir gerçek. Ama sonuçta ben de haftanın belirli günleri yazı yazmak zorunda olan bir köşe yazarı değilim ki? Ne zaman içimden iki satır bir şeyler yazmak gelir, yazarım.
Geçtiğimiz hafta finaller de bitmişti. Derin bir nefes aldık, "çok şükür" dedik. Sınavların zorluğundan değil, hocaların zorluğundan. 2009 senesi zaten dersler açısından pek de parlak geçmedi diyebilirim. Şu yazdıklarımı onların da biraz zorlarlarsa kolaylıkla bulup okuyabileceklerini biliyorum ama gene de düşündüklerimi buraya yazıyorum; dersler zor değil ama hocaları zor. Bir öğrencinin eleştirisi eğer mantıklı konuşursa kabul edilebilir. Mesela ikinci sınıfta "Bilgisayar Destekli Grafiğe Giriş" gibi bir adı olan derste geometrik şekiller çizmeyi anlarım, ama bunu derste kullandığımız Mac'lerde vektörel çizim yapabileceğim uygulamalar varken (misal en bilindik örnek isim olarak Illustrator kullanılabilir veya bireysel olarak Inkscape de güzel bir alternatiftir) neden Microsoft's Office for Mac'in eski bir sürümüne ait Word uygulamasında yapıyoruz ki? Yahu Word bir kelime işlemci uygulamasıdır, metin yazılır! Orada ne diye çizim yaparsın ki? Gel de bunu anlatıver! Neyse, öyle veya böyle bu dönem de bitiverdi. Arkada bırakacağımız bir ders olmaz umarım, yoksa onun için de geri dönmek can sıkıcı olacak!
Neyse, efendime söyleyeyim. Yeni yıl geliyor. Hoş gelsin. Yeni yıla girmeden önce hazır finallerim de bitmişken gezip tozmak, bir şeyler almak gibi planlarım vardı ki, maddi sıkıntıdan ötürü bu eylemlerin hiç birinde bulunamıyorum! Tamam, yıl başını evimde geçirecem, öyle benim için çok da büyük bir anlamı yok, ama insanın kendisine ve sevdiklerine hediye alması için iyi bir bahane olabiliyordu :)
Öte yandan herkes bir telaşe içerisinde sanki "Yeni yılda ne yapacağız?" dercesine. Kendi adıma konuşayım, yeni yılımı evimde geçireceğim. Geçen sene Kadıköy'de Liman Bar'da sabahladık. Valla ne yalan söyleyeyim; bu sene yeni yıla girme heyecanına kapılıp da bünyemi yormayacağım, aksine belki de daha evvel çoğu kez yaptığım gibi evimde müziğimi dinleyerek, sıcacık kahvemi (belki de boza) yudumlayarak yeni yıla girmek istiyorum. Hatta oturup bir iki de film izleyeyim diyorum. Keyif yapayım yahu! Yorulmuşum ben öyle sabahlara kadar içmekten, sabahlamaktan. Geçmiş benden bunlar. Dur ulan! Yaşlanıyor muyum ulan ben yoksa? Alkol almak yormaya başladı beni resmen.
Yazıyı sonlandırırken de şimdiye kadar benden güvenini, sevgisini ve dostluklarını esirgemeyen ailemin (Annem, ağabeyim, anneannem, babaannemin, babam, amcam), kuzenlerimin (Arzu, Esra ve Alp), sevdiceğimin (Gökçe'm) ve onun da ailesinin ve dostlarının, kardeşlerimin (Doruk, Erdem ve Mehmet), kankalarımın (Alican, Buğra, Emre, Mustafa, Sarp, Selis ve Tolga), artistanbulpr'dan tanıdığım şahane iş arkadaşlarımın (Gizem, Gözde, Seda, Pınar, kaymaklarım Ahmet Aygün, Ahmet Hiçyılmaz Akın, Eren, Gökhan, Gökmen, Uğur ve de "benim sevgili hıyar çalışma arkadaşlarım" şeklinde bayram mesajına giriş yapmışlığı olan patronum Ali abi), okul arkadaşlarımın (Ali, Asya, Bahar, Berk, Can, Ece, Füsun, Ezgi, Hazal, Murat ve Ufuk), atölyeden tanıdığım güzel insanların (Arif, Mehmetcan ve Tanju hocam), ilerleyen satlerde cep telefonuma kısa mesaj atıp da yanıt yazamayacaklarım, "acaba bir daha buradan geçer mi?" diye gece gece beni derin düşüncelere gark eden bozacının, daha isimlerini buraya yazamadığım ama bugüne kadar yanımda olup beni yalnız bırakmamış ve arkadaşlıklarını, dostluklarını esirgememiş herkesin bugüne kadar olabildiğinden daha sağlıklı olmalarını, huzurla yaşamalarını ve başarılı olmalarını diliyorum.
Yeni yılınız kutlu olsun, sizlere gerçekten bir getirisi olması dileğiyle...

Geçtiğimiz hafta finaller de bitmişti. Derin bir nefes aldık, "çok şükür" dedik. Sınavların zorluğundan değil, hocaların zorluğundan. 2009 senesi zaten dersler açısından pek de parlak geçmedi diyebilirim. Şu yazdıklarımı onların da biraz zorlarlarsa kolaylıkla bulup okuyabileceklerini biliyorum ama gene de düşündüklerimi buraya yazıyorum; dersler zor değil ama hocaları zor. Bir öğrencinin eleştirisi eğer mantıklı konuşursa kabul edilebilir. Mesela ikinci sınıfta "Bilgisayar Destekli Grafiğe Giriş" gibi bir adı olan derste geometrik şekiller çizmeyi anlarım, ama bunu derste kullandığımız Mac'lerde vektörel çizim yapabileceğim uygulamalar varken (misal en bilindik örnek isim olarak Illustrator kullanılabilir veya bireysel olarak Inkscape de güzel bir alternatiftir) neden Microsoft's Office for Mac'in eski bir sürümüne ait Word uygulamasında yapıyoruz ki? Yahu Word bir kelime işlemci uygulamasıdır, metin yazılır! Orada ne diye çizim yaparsın ki? Gel de bunu anlatıver! Neyse, öyle veya böyle bu dönem de bitiverdi. Arkada bırakacağımız bir ders olmaz umarım, yoksa onun için de geri dönmek can sıkıcı olacak!
Neyse, efendime söyleyeyim. Yeni yıl geliyor. Hoş gelsin. Yeni yıla girmeden önce hazır finallerim de bitmişken gezip tozmak, bir şeyler almak gibi planlarım vardı ki, maddi sıkıntıdan ötürü bu eylemlerin hiç birinde bulunamıyorum! Tamam, yıl başını evimde geçirecem, öyle benim için çok da büyük bir anlamı yok, ama insanın kendisine ve sevdiklerine hediye alması için iyi bir bahane olabiliyordu :)
Öte yandan herkes bir telaşe içerisinde sanki "Yeni yılda ne yapacağız?" dercesine. Kendi adıma konuşayım, yeni yılımı evimde geçireceğim. Geçen sene Kadıköy'de Liman Bar'da sabahladık. Valla ne yalan söyleyeyim; bu sene yeni yıla girme heyecanına kapılıp da bünyemi yormayacağım, aksine belki de daha evvel çoğu kez yaptığım gibi evimde müziğimi dinleyerek, sıcacık kahvemi (belki de boza) yudumlayarak yeni yıla girmek istiyorum. Hatta oturup bir iki de film izleyeyim diyorum. Keyif yapayım yahu! Yorulmuşum ben öyle sabahlara kadar içmekten, sabahlamaktan. Geçmiş benden bunlar. Dur ulan! Yaşlanıyor muyum ulan ben yoksa? Alkol almak yormaya başladı beni resmen.
Yazıyı sonlandırırken de şimdiye kadar benden güvenini, sevgisini ve dostluklarını esirgemeyen ailemin (Annem, ağabeyim, anneannem, babaannemin, babam, amcam), kuzenlerimin (Arzu, Esra ve Alp), sevdiceğimin (Gökçe'm) ve onun da ailesinin ve dostlarının, kardeşlerimin (Doruk, Erdem ve Mehmet), kankalarımın (Alican, Buğra, Emre, Mustafa, Sarp, Selis ve Tolga), artistanbulpr'dan tanıdığım şahane iş arkadaşlarımın (Gizem, Gözde, Seda, Pınar, kaymaklarım Ahmet Aygün, Ahmet Hiçyılmaz Akın, Eren, Gökhan, Gökmen, Uğur ve de "benim sevgili hıyar çalışma arkadaşlarım" şeklinde bayram mesajına giriş yapmışlığı olan patronum Ali abi), okul arkadaşlarımın (Ali, Asya, Bahar, Berk, Can, Ece, Füsun, Ezgi, Hazal, Murat ve Ufuk), atölyeden tanıdığım güzel insanların (Arif, Mehmetcan ve Tanju hocam), ilerleyen satlerde cep telefonuma kısa mesaj atıp da yanıt yazamayacaklarım, "acaba bir daha buradan geçer mi?" diye gece gece beni derin düşüncelere gark eden bozacının, daha isimlerini buraya yazamadığım ama bugüne kadar yanımda olup beni yalnız bırakmamış ve arkadaşlıklarını, dostluklarını esirgememiş herkesin bugüne kadar olabildiğinden daha sağlıklı olmalarını, huzurla yaşamalarını ve başarılı olmalarını diliyorum.
Yeni yılınız kutlu olsun, sizlere gerçekten bir getirisi olması dileğiyle...

2 yorum:
bende evimde kuzenlerle kutlicam üstat.. alkol alırım tabii.. ama İstanbul'da dışarı çıkılmıyo artık yılbaşı zamanı.. Nerede eski İstanbul ! çok teşekkürler üstat.. yaşlanmış olsak da daha çok yılbaşı görcez.. kutlıcaz.. şimdi görüşemiyoruz ama sömestrda görüşmek üzere.. Sana ve ailene ve de Gökçe'ye iyi yıllar diliyorum..
Teşekkür ederim sana üstat! Sana şimdiden iyi eğlenceler, nasıl olsa akşam arasam da o kafayla birbirimizi anlamayacağız :)
Yorum Gönder
Yorum yazarken edepsizlik etmeyin, yoksa tabi ki de silerim...